Melih'li Günler
5-Fen-A'da ilk senem.Alman hoca sıkıntısından, iki şubeyi birleştirmişler. 72
kişi 1-2 ay birlikte okuduk. Ben, 141 Melih Özensel ile arkada, boğaza bakan
bir büyük sınıfta, cam kenarı bloğunda, kürsünün karşısında 3. sırada oturuyorum..
Melih ile durmadan birbirimize muzurluk yapıyoruz. Birimiz ayağa kalkıyor, öbürü
hemen onun oturacağı yere matarasından su döküyor veya defter kitap saklıyoruz.
Biri, oturduğu yerden hoca ile diyaloga girişse, diğeri onu şaşırtmak için elinden
geleni yapıyor.Önümüzde Kozmik Zeki oturuyor, hani Tarık Akan'ın can arkadaşı
ve yerden bir karış yüksekten giden toplara, uçarak kafa atıp, goller atan Zeki..Onunla
uğraşmak da ayrı bir dert. Herif anasından fırlama doğmuş.
Edebiyat dersindeyiz, İffet Ercem Hocamız bütün zarifliği ve kibarlığı ile kürsüde
oturuyor, konu Fuzuli.O'nun meşhur beyitini okudu.
Aşk derdiyle hoşem, el çek ilacımdan ey tabip,
Kılma derman kim, helakım zehr-i dermanındadır.
'' Bunun tefsirini ( açıklamasını ) kim yapacak? '' dedi. Hem şiiri hem de Fuzuli'yi
severim. Şiiri daha önceden zevk için okumuşum, tefsirini de biliyorum .Tek
parmak kaldıran benim. '' Açıkla evladım.'' dedi.İffet hocanın ilk defa öğrencisi
oluyorum,iyi bir izlenim bırakmak istiyorum. Söze başladım
''Hocam, bu mısralarda şair'' Tam o anda Melih apış arama bir çimdik attı, herhalde
acayip sinirlenmiştim ve '' Çek elini şeyimden'' diye bağırdım. Sonra İffet
hanıma dönerek cümlemi tamamladım. '' Demek istemiştir efendim.'' Melih ne olduğunu
şaşırmıştı, ama aynı anda 70 kişi zincirden boşalmış gibi gülmeye başladı.İffet
hoca baktı, sınıfa hakim olmak mümkün değil, zaten O da kendini tutamayacak,
gülmesi an meselesi, kürsüde yüzünü ellerinin üzerine kapadı ve O da gülmeye
başladı. Mübalağasız, 5 Dk. geçti ortalık durulana kadar.İffet hoca yaptığımın
nedenini hiç sormadı. '' Evet oğlum, yeniden dene.''dedi, sağolsun.
Ertesi sene,gene 5-Fen-A sınıfında, o ders Melih'le yan yana oturuyoruz.Çünkü,
ikimiz de çakmışız. Ve ben Almanca derslerinde yerimi değiştirip, bir iki sıra
arkaya kaçıyorum.Normalde yerim en ön sırada. Bebek yüzlü büyük dev adam Kublik'in
Almanca dersindeyiz. ( Kendisi 2.05 boyunda, 120 kiloluk gerçekten sevimli ve
benim sevdiğim Almanca hocamız.) Bana bir tekst okutuyor.Almanca tekstleri yüksek
sesle okumaktan zaten nefret ediyorum, sık sık yanlış yaptığımdan adım Tarzan'a
çıkmış. Ben yazıya konsantre olmaya çalışırken , Melih bahçeden kopardığı bir
pisi pisi otunu kulağıma sokmuş, gıdıklamaya çalışıyor. Bir bağırdım, Kublik
yanıma geldi, ne olduğunu sordu. '' Kulağıma bir şey soktu.'' diye gammazladım.
Kublik bir anda canavara dönüştü '' Weisst du was das Trommelfell ist?'' ( Senin
kulak zarının ne olduğundan haberin var mı? ) diye bir kükrüyor ki, yer gök
inliyor. Hırsını alamadı '' Gel sözlüye '' dedi Melih'e. Sözlüden kırık not
alarak bu badireyi atlattı, ne de olsa Kublik'in parçalamasından iyiydi.Ama
sanıyorum, bu not Melih'in karnesine Almanca notunun kırık gelmesine sebep oldu.
Ders Edebiyet, sene sonları, Melih'in kalmayı garantilediği dersler arasında
Fizik- Mat ve bir de sanırım Almanca var. Edebiyat dersinde '' R '' harflerini
söyleyemeyen, benim gerçekten çok sevdiğim hocam, Kikirik, habersiz olarak Melih'i
kurtarma sözlüsüne kaldırdı. ,
'' Oğlum Melih, Yomantizm akımını sebep ve sonuçlayıyla biylikte anlat.'' (
Romantizm demek istiyor.)
'' Hocam romantizmi çalışamadım, başka soru sorsanız.''
'' Peki, Yomantik yazaylayı söyle bakayım'
'' Hocam, çalışamadım demiştim.''
'' Pekala, sana son biy soyu , Yomantik akım etkisinde yazılmış eseyley hangileyidiy?
Melih'den ses yok.
'' Melih, daha ne yapayım? 3 soyu soydum hiç biyini cevaplıyamadın.İ kmalde
çalışıysın umayım. '' Böylece Melih arkayı dörtlemiş oldu.
Sene sonu gelmiş, son sınavlar yapılıyor. O sene bir kural vardı. İkmale en
fazla 4 dersten kalabiliyorsunuz, 5 oldu mu doğrudan çakılıyor.Melih, 4 dersten
kalmayı garantilemiş. Ders Biyoloji, Best sınıfa '' Çocuklar, Biyolojisi kırık
olanlar için, yarın bir kurtarma yazılısı yapacağım.'' dedi. Ben, zar zor 5
ortalama tutturmuşum. Aslında sınavlar bitmiş, yani bu son kurtarma sınavından
kırık alırsam , Fizik- Mat'ın yanına Biyoloji de eklenecek. '' Herr Best kurtarma
sınavını sadece durumu kritik olanlara yapın , böylesi daha adaletli olur .''
dedim. Benimle aynı durumda olanlar da beni destekledi. Best, '' O zaman 5-6
kişi için yazılı ile uğraşamam, sözlü yapacağım .'' dedi.Dersin bitimine 10
Dk. var, kürsüye geçti, defterini açtı, ilk kritik öğrenciyi tahtaya çağırdı.,141
Melih. O on dakika, ancak Melih'in kırık almasına yetti, zil çaldı. Diğerleri
ertesi güne kadar zaman kazandı, ama Melih de kırık sayısı 5 olmuştu, ikmale
kalamadı. Sanırım o sene sonu başka okula ( Bakırköy lisesi olabilir ) nakil
yaptırdı.
Böylece İEL, yakışıklı bir motorcudan, iyi bir bateristten, Sakarya Oymağı bir
izci şefinden ve okul futbol takımı değerli bir forvet oyuncusundan mahrum kalmış
oldu.
Sevgiler Tayfun [iel66] Melih'li Günler
5-Fen-A'da ilk senem.Alman hoca sıkıntısından, iki şubeyi birleştirmişler. 72
kişi 1-2 ay birlikte okuduk. Ben, 141 Melih Özensel ile arkada, boğaza bakan
bir büyük sınıfta, cam kenarı bloğunda, kürsünün karşısında 3. sırada oturuyorum..
Melih ile durmadan birbirimize muzurluk yapıyoruz. Birimiz ayağa kalkıyor, öbürü
hemen onun oturacağı yere matarasından su döküyor veya defter kitap saklıyoruz.
Biri, oturduğu yerden hoca ile diyaloga girişse, diğeri onu şaşırtmak için elinden
geleni yapıyor.Önümüzde Kozmik Zeki oturuyor, hani Tarık Akan'ın can arkadaşı
ve yerden bir karış yüksekten giden toplara, uçarak kafa atıp, goller atan Zeki..Onunla
uğraşmak da ayrı bir dert. Herif anasından fırlama doğmuş.
Edebiyat dersindeyiz, İffet Ercem Hocamız bütün zarifliği ve kibarlığı ile kürsüde
oturuyor, konu Fuzuli.O'nun meşhur beyitini okudu.
Aşk derdiyle hoşem, el çek ilacımdan ey tabip,
Kılma derman kim, helakım zehr-i dermanındadır.
'' Bunun tefsirini ( açıklamasını ) kim yapacak? '' dedi. Hem şiiri hem de Fuzuli'yi
severim. Şiiri daha önceden zevk için okumuşum, tefsirini de biliyorum .Tek
parmak kaldıran benim. '' Açıkla evladım.'' dedi.İffet hocanın ilk defa öğrencisi
oluyorum,iyi bir izlenim bırakmak istiyorum. Söze başladım
''Hocam, bu mısralarda şair'' Tam o anda Melih apış arama bir çimdik attı, herhalde
acayip sinirlenmiştim ve '' Çek elini şeyimden'' diye bağırdım. Sonra İffet
hanıma dönerek cümlemi tamamladım. '' Demek istemiştir efendim.'' Melih ne olduğunu
şaşırmıştı, ama aynı anda 70 kişi zincirden boşalmış gibi gülmeye başladı.İffet
hoca baktı, sınıfa hakim olmak mümkün değil, zaten O da kendini tutamayacak,
gülmesi an meselesi, kürsüde yüzünü ellerinin üzerine kapadı ve O da gülmeye
başladı. Mübalağasız, 5 Dk. geçti ortalık durulana kadar.İffet hoca yaptığımın
nedenini hiç sormadı. '' Evet oğlum, yeniden dene.''dedi, sağolsun.
Ertesi sene,gene 5-Fen-A sınıfında, o ders Melih'le yan yana oturuyoruz.Çünkü,
ikimiz de çakmışız. Ve ben Almanca derslerinde yerimi değiştirip, bir iki sıra
arkaya kaçıyorum.Normalde yerim en ön sırada. Bebek yüzlü büyük dev adam Kublik'in
Almanca dersindeyiz. ( Kendisi 2.05 boyunda, 120 kiloluk gerçekten sevimli ve
benim sevdiğim Almanca hocamız.) Bana bir tekst okutuyor.Almanca tekstleri yüksek
sesle okumaktan zaten nefret ediyorum, sık sık yanlış yaptığımdan adım Tarzan'a
çıkmış. Ben yazıya konsantre olmaya çalışırken , Melih bahçeden kopardığı bir
pisi pisi otunu kulağıma sokmuş, gıdıklamaya çalışıyor. Bir bağırdım, Kublik
yanıma geldi, ne olduğunu sordu. '' Kulağıma bir şey soktu.'' diye gammazladım.
Kublik bir anda canavara dönüştü '' Weisst du was das Trommelfell ist?'' ( Senin
kulak zarının ne olduğundan haberin var mı? ) diye bir kükrüyor ki, yer gök
inliyor. Hırsını alamadı '' Gel sözlüye '' dedi Melih'e. Sözlüden kırık not
alarak bu badireyi atlattı, ne de olsa Kublik'in parçalamasından iyiydi.Ama
sanıyorum, bu not Melih'in karnesine Almanca notunun kırık gelmesine sebep oldu.
Ders Edebiyet, sene sonları, Melih'in kalmayı garantilediği dersler arasında
Fizik- Mat ve bir de sanırım Almanca var. Edebiyat dersinde '' R '' harflerini
söyleyemeyen, benim gerçekten çok sevdiğim hocam, Kikirik, habersiz olarak Melih'i
kurtarma sözlüsüne kaldırdı. ,
'' Oğlum Melih, Yomantizm akımını sebep ve sonuçlayıyla biylikte anlat.'' (
Romantizm demek istiyor.)
'' Hocam romantizmi çalışamadım, başka soru sorsanız.''
'' Peki, Yomantik yazaylayı söyle bakayım'
'' Hocam, çalışamadım demiştim.''
'' Pekala, sana son biy soyu , Yomantik akım etkisinde yazılmış eseyley hangileyidiy?
Melih'den ses yok.
'' Melih, daha ne yapayım? 3 soyu soydum hiç biyini cevaplıyamadın.İ kmalde
çalışıysın umayım. '' Böylece Melih arkayı dörtlemiş oldu.
Sene sonu gelmiş, son sınavlar yapılıyor. O sene bir kural vardı. İkmale en
fazla 4 dersten kalabiliyorsunuz, 5 oldu mu doğrudan çakılıyor.Melih, 4 dersten
kalmayı garantilemiş. Ders Biyoloji, Best sınıfa '' Çocuklar, Biyolojisi kırık
olanlar için, yarın bir kurtarma yazılısı yapacağım.'' dedi. Ben, zar zor 5
ortalama tutturmuşum. Aslında sınavlar bitmiş, yani bu son kurtarma sınavından
kırık alırsam , Fizik- Mat'ın yanına Biyoloji de eklenecek. '' Herr Best kurtarma
sınavını sadece durumu kritik olanlara yapın , böylesi daha adaletli olur .''
dedim. Benimle aynı durumda olanlar da beni destekledi. Best, '' O zaman 5-6
kişi için yazılı ile uğraşamam, sözlü yapacağım .'' dedi.Dersin bitimine 10
Dk. var, kürsüye geçti, defterini açtı, ilk kritik öğrenciyi tahtaya çağırdı.,141
Melih. O on dakika, ancak Melih'in kırık almasına yetti, zil çaldı. Diğerleri
ertesi güne kadar zaman kazandı, ama Melih de kırık sayısı 5 olmuştu, ikmale
kalamadı. Sanırım o sene sonu başka okula ( Bakırköy lisesi olabilir ) nakil
yaptırdı.
Böylece İEL, yakışıklı bir motorcudan, iyi bir bateristten, Sakarya Oymağı bir
izci şefinden ve okul futbol takımı değerli bir forvet oyuncusundan mahrum kalmış
oldu.
Sevgiler Tayfun [iel66] Melih'li Günler
5-Fen-A'da ilk senem.Alman hoca sıkıntısından, iki şubeyi birleştirmişler. 72
kişi 1-2 ay birlikte okuduk. Ben, 141 Melih Özensel ile arkada, boğaza bakan
bir büyük sınıfta, cam kenarı bloğunda, kürsünün karşısında 3. sırada oturuyorum..
Melih ile durmadan birbirimize muzurluk yapıyoruz. Birimiz ayağa kalkıyor, öbürü
hemen onun oturacağı yere matarasından su döküyor veya defter kitap saklıyoruz.
Biri, oturduğu yerden hoca ile diyaloga girişse, diğeri onu şaşırtmak için elinden
geleni yapıyor.Önümüzde Kozmik Zeki oturuyor, hani Tarık Akan'ın can arkadaşı
ve yerden bir karış yüksekten giden toplara, uçarak kafa atıp, goller atan Zeki..Onunla
uğraşmak da ayrı bir dert. Herif anasından fırlama doğmuş.
Edebiyat dersindeyiz, İffet Ercem Hocamız bütün zarifliği ve kibarlığı ile kürsüde
oturuyor, konu Fuzuli.O'nun meşhur beyitini okudu.
Aşk derdiyle hoşem, el çek ilacımdan ey tabip,
Kılma derman kim, helakım zehr-i dermanındadır.
'' Bunun tefsirini ( açıklamasını ) kim yapacak? '' dedi. Hem şiiri hem de Fuzuli'yi
severim. Şiiri daha önceden zevk için okumuşum, tefsirini de biliyorum .Tek
parmak kaldıran benim. '' Açıkla evladım.'' dedi.İffet hocanın ilk defa öğrencisi
oluyorum,iyi bir izlenim bırakmak istiyorum. Söze başladım
''Hocam, bu mısralarda şair'' Tam o anda Melih apış arama bir çimdik attı, herhalde
acayip sinirlenmiştim ve '' Çek elini şeyimden'' diye bağırdım. Sonra İffet
hanıma dönerek cümlemi tamamladım. '' Demek istemiştir efendim.'' Melih ne olduğunu
şaşırmıştı, ama aynı anda 70 kişi zincirden boşalmış gibi gülmeye başladı.İffet
hoca baktı, sınıfa hakim olmak mümkün değil, zaten O da kendini tutamayacak,
gülmesi an meselesi, kürsüde yüzünü ellerinin üzerine kapadı ve O da gülmeye
başladı. Mübalağasız, 5 Dk. geçti ortalık durulana kadar.İffet hoca yaptığımın
nedenini hiç sormadı. '' Evet oğlum, yeniden dene.''dedi, sağolsun.
Ertesi sene,gene 5-Fen-A sınıfında, o ders Melih'le yan yana oturuyoruz.Çünkü,
ikimiz de çakmışız. Ve ben Almanca derslerinde yerimi değiştirip, bir iki sıra
arkaya kaçıyorum.Normalde yerim en ön sırada. Bebek yüzlü büyük dev adam Kublik'in
Almanca dersindeyiz. ( Kendisi 2.05 boyunda, 120 kiloluk gerçekten sevimli ve
benim sevdiğim Almanca hocamız.) Bana bir tekst okutuyor.Almanca tekstleri yüksek
sesle okumaktan zaten nefret ediyorum, sık sık yanlış yaptığımdan adım Tarzan'a
çıkmış. Ben yazıya konsantre olmaya çalışırken , Melih bahçeden kopardığı bir
pisi pisi otunu kulağıma sokmuş, gıdıklamaya çalışıyor. Bir bağırdım, Kublik
yanıma geldi, ne olduğunu sordu. '' Kulağıma bir şey soktu.'' diye gammazladım.
Kublik bir anda canavara dönüştü '' Weisst du was das Trommelfell ist?'' ( Senin
kulak zarının ne olduğundan haberin var mı? ) diye bir kükrüyor ki, yer gök
inliyor. Hırsını alamadı '' Gel sözlüye '' dedi Melih'e. Sözlüden kırık not
alarak bu badireyi atlattı, ne de olsa Kublik'in parçalamasından iyiydi.Ama
sanıyorum, bu not Melih'in karnesine Almanca notunun kırık gelmesine sebep oldu.
Ders Edebiyet, sene sonları, Melih'in kalmayı garantilediği dersler arasında
Fizik- Mat ve bir de sanırım Almanca var. Edebiyat dersinde '' R '' harflerini
söyleyemeyen, benim gerçekten çok sevdiğim hocam, Kikirik, habersiz olarak Melih'i
kurtarma sözlüsüne kaldırdı. ,
'' Oğlum Melih, Yomantizm akımını sebep ve sonuçlayıyla biylikte anlat.'' (
Romantizm demek istiyor.)
'' Hocam romantizmi çalışamadım, başka soru sorsanız.''
'' Peki, Yomantik yazaylayı söyle bakayım'
'' Hocam, çalışamadım demiştim.''
'' Pekala, sana son biy soyu , Yomantik akım etkisinde yazılmış eseyley hangileyidiy?
Melih'den ses yok.
'' Melih, daha ne yapayım? 3 soyu soydum hiç biyini cevaplıyamadın.İ kmalde
çalışıysın umayım. '' Böylece Melih arkayı dörtlemiş oldu.
Sene sonu gelmiş, son sınavlar yapılıyor. O sene bir kural vardı. İkmale en
fazla 4 dersten kalabiliyorsunuz, 5 oldu mu doğrudan çakılıyor.Melih, 4 dersten
kalmayı garantilemiş. Ders Biyoloji, Best sınıfa '' Çocuklar, Biyolojisi kırık
olanlar için, yarın bir kurtarma yazılısı yapacağım.'' dedi. Ben, zar zor 5
ortalama tutturmuşum. Aslında sınavlar bitmiş, yani bu son kurtarma sınavından
kırık alırsam , Fizik- Mat'ın yanına Biyoloji de eklenecek. '' Herr Best kurtarma
sınavını sadece durumu kritik olanlara yapın , böylesi daha adaletli olur .''
dedim. Benimle aynı durumda olanlar da beni destekledi. Best, '' O zaman 5-6
kişi için yazılı ile uğraşamam, sözlü yapacağım .'' dedi.Dersin bitimine 10
Dk. var, kürsüye geçti, defterini açtı, ilk kritik öğrenciyi tahtaya çağırdı.,141
Melih. O on dakika, ancak Melih'in kırık almasına yetti, zil çaldı. Diğerleri
ertesi güne kadar zaman kazandı, ama Melih de kırık sayısı 5 olmuştu, ikmale
kalamadı. Sanırım o sene sonu başka okula ( Bakırköy lisesi olabilir ) nakil
yaptırdı.
Böylece İEL, yakışıklı bir motorcudan, iyi bir bateristten, Sakarya Oymağı bir
izci şefinden ve okul futbol takımı değerli bir forvet oyuncusundan mahrum kalmış
oldu.
Sevgiler Tayfun [iel66] Melih'li Günler
5-Fen-A'da ilk senem.Alman hoca sıkıntısından, iki şubeyi birleştirmişler. 72
kişi 1-2 ay birlikte okuduk. Ben, 141 Melih Özensel ile arkada, boğaza bakan
bir büyük sınıfta, cam kenarı bloğunda, kürsünün karşısında 3. sırada oturuyorum..
Melih ile durmadan birbirimize muzurluk yapıyoruz. Birimiz ayağa kalkıyor, öbürü
hemen onun oturacağı yere matarasından su döküyor veya defter kitap saklıyoruz.
Biri, oturduğu yerden hoca ile diyaloga girişse, diğeri onu şaşırtmak için elinden
geleni yapıyor.Önümüzde Kozmik Zeki oturuyor, hani Tarık Akan'ın can arkadaşı
ve yerden bir karış yüksekten giden toplara, uçarak kafa atıp, goller atan Zeki..Onunla
uğraşmak da ayrı bir dert. Herif anasından fırlama doğmuş.
Edebiyat dersindeyiz, İffet Ercem Hocamız bütün zarifliği ve kibarlığı ile kürsüde
oturuyor, konu Fuzuli.O'nun meşhur beyitini okudu.
Aşk derdiyle hoşem, el çek ilacımdan ey tabip,
Kılma derman kim, helakım zehr-i dermanındadır.
'' Bunun tefsirini ( açıklamasını ) kim yapacak? '' dedi. Hem şiiri hem de Fuzuli'yi
severim. Şiiri daha önceden zevk için okumuşum, tefsirini de biliyorum .Tek
parmak kaldıran benim. '' Açıkla evladım.'' dedi.İffet hocanın ilk defa öğrencisi
oluyorum,iyi bir izlenim bırakmak istiyorum. Söze başladım
''Hocam, bu mısralarda şair'' Tam o anda Melih apış arama bir çimdik attı, herhalde
acayip sinirlenmiştim ve '' Çek elini şeyimden'' diye bağırdım. Sonra İffet
hanıma dönerek cümlemi tamamladım. '' Demek istemiştir efendim.'' Melih ne olduğunu
şaşırmıştı, ama aynı anda 70 kişi zincirden boşalmış gibi gülmeye başladı.İffet
hoca baktı, sınıfa hakim olmak mümkün değil, zaten O da kendini tutamayacak,
gülmesi an meselesi, kürsüde yüzünü ellerinin üzerine kapadı ve O da gülmeye
başladı. Mübalağasız, 5 Dk. geçti ortalık durulana kadar.İffet hoca yaptığımın
nedenini hiç sormadı. '' Evet oğlum, yeniden dene.''dedi, sağolsun.
Ertesi sene,gene 5-Fen-A sınıfında, o ders Melih'le yan yana oturuyoruz.Çünkü,
ikimiz de çakmışız. Ve ben Almanca derslerinde yerimi değiştirip, bir iki sıra
arkaya kaçıyorum.Normalde yerim en ön sırada. Bebek yüzlü büyük dev adam Kublik'in
Almanca dersindeyiz. ( Kendisi 2.05 boyunda, 120 kiloluk gerçekten sevimli ve
benim sevdiğim Almanca hocamız.) Bana bir tekst okutuyor.Almanca tekstleri yüksek
sesle okumaktan zaten nefret ediyorum, sık sık yanlış yaptığımdan adım Tarzan'a
çıkmış. Ben yazıya konsantre olmaya çalışırken , Melih bahçeden kopardığı bir
pisi pisi otunu kulağıma sokmuş, gıdıklamaya çalışıyor. Bir bağırdım, Kublik
yanıma geldi, ne olduğunu sordu. '' Kulağıma bir şey soktu.'' diye gammazladım.
Kublik bir anda canavara dönüştü '' Weisst du was das Trommelfell ist?'' ( Senin
kulak zarının ne olduğundan haberin var mı? ) diye bir kükrüyor ki, yer gök
inliyor. Hırsını alamadı '' Gel sözlüye '' dedi Melih'e. Sözlüden kırık not
alarak bu badireyi atlattı, ne de olsa Kublik'in parçalamasından iyiydi.Ama
sanıyorum, bu not Melih'in karnesine Almanca notunun kırık gelmesine sebep oldu.
Ders Edebiyet, sene sonları, Melih'in kalmayı garantilediği dersler arasında
Fizik- Mat ve bir de sanırım Almanca var. Edebiyat dersinde '' R '' harflerini
söyleyemeyen, benim gerçekten çok sevdiğim hocam, Kikirik, habersiz olarak Melih'i
kurtarma sözlüsüne kaldırdı. ,
'' Oğlum Melih, Yomantizm akımını sebep ve sonuçlayıyla biylikte anlat.'' (
Romantizm demek istiyor.)
'' Hocam romantizmi çalışamadım, başka soru sorsanız.''
'' Peki, Yomantik yazaylayı söyle bakayım'
'' Hocam, çalışamadım demiştim.''
'' Pekala, sana son biy soyu , Yomantik akım etkisinde yazılmış eseyley hangileyidiy?
Melih'den ses yok.
'' Melih, daha ne yapayım? 3 soyu soydum hiç biyini cevaplıyamadın.İ kmalde
çalışıysın umayım. '' Böylece Melih arkayı dörtlemiş oldu.
Sene sonu gelmiş, son sınavlar yapılıyor. O sene bir kural vardı. İkmale en
fazla 4 dersten kalabiliyorsunuz, 5 oldu mu doğrudan çakılıyor.Melih, 4 dersten
kalmayı garantilemiş. Ders Biyoloji, Best sınıfa '' Çocuklar, Biyolojisi kırık
olanlar için, yarın bir kurtarma yazılısı yapacağım.'' dedi. Ben, zar zor 5
ortalama tutturmuşum. Aslında sınavlar bitmiş, yani bu son kurtarma sınavından
kırık alırsam , Fizik- Mat'ın yanına Biyoloji de eklenecek. '' Herr Best kurtarma
sınavını sadece durumu kritik olanlara yapın , böylesi daha adaletli olur .''
dedim. Benimle aynı durumda olanlar da beni destekledi. Best, '' O zaman 5-6
kişi için yazılı ile uğraşamam, sözlü yapacağım .'' dedi.Dersin bitimine 10
Dk. var, kürsüye geçti, defterini açtı, ilk kritik öğrenciyi tahtaya çağırdı.,141
Melih. O on dakika, ancak Melih'in kırık almasına yetti, zil çaldı. Diğerleri
ertesi güne kadar zaman kazandı, ama Melih de kırık sayısı 5 olmuştu, ikmale
kalamadı. Sanırım o sene sonu başka okula ( Bakırköy lisesi olabilir ) nakil
yaptırdı.
Böylece İEL, yakışıklı bir motorcudan, iyi bir bateristten, Sakarya Oymağı bir
izci şefinden ve okul futbol takımı değerli bir forvet oyuncusundan mahrum kalmış
oldu.
Sevgiler Tayfun