Sevgili ağabeyimiz Cem Atabeyoglu'na "Baba Hindi"yi sorduk, anlattı.
Bu "Baba Hindi"yi Istanbul Lisesi'nin Sakarya Izci oymağı çıkarmış,
kampta karavana gelince hep birlikte başlarlarmış:
"Bir baba hindi
Hey yallah!
Olaydi şimdi
Hey yallah!
Pilavla zerde
Hey yallah!
Kaşık da nerede?
Hey yallah!
Yallah, yallah, hey yallah!
Başlıyoruz vallah!
Karavanaya billah!
Hey yallah, yallah, hey yallah!"
Sonra hep birlikte karavanayı kaşıklarlarmış...
Hasan PULUR (Milliyet 26.4.2006)
Bir Baba Hindi tezahuratı Sakarya İzci oymağında yaratılmış olabilir.Ama bu
tezahurat 1965-1970 döneminde Eskişehirsporun ünlü Amigosu Orhan Erpek tarafından
kullanılmıştır.Eskişehirspor taraftarının çok sevdiği Amigo Orhan uzun zamandır
maçlara gelmemektedir.Ama halen 2.Lig B grubundaki Eskişehirsporun taraftarları
zaman zaman bu tezahuratı yaparak eski günleri anmaktadır.
Amigo Orhan Türk Futbol tarihinin unutulmayacak bir ismidir.Binlerce seyirciyi
bir orkestra şefi gibi yönetmiştir.Küfürlü tezahuratları kullanmamıştır.Şiddete
aracılık etmemiştir.
Hasan Pulur'un yazısında adıgeçen tezahuratın Sakarya İzci oymağı ile bağlantısına
itiraz etmek mümkün değildir.Ama Amigo Orhan'dan hiç haberi olmamasını açıklamak
zordur.Demek ki bu kadar ünlü ve kitlelerin sevgisini kazanmış bir yazarımız
bile böyle bir yanlış yapabiliyorsa,daha az bilgiye sahip olduğumuz diğer konularda
Basınımıza nasıl güveneceğiz?
Sevgili Zeki Toral'ın aksine ben Pülür'ün bu yazısından hiç keyif almadım.Tarihi
bilgiler çok eksik aktarılmıştır.Özellikle adıgeçen tezahurat ile Nazım Hikmet
arasındaki geçiş köprüsünü hiç anlayamadım.Belki Nazım Hikmet'in "Nikbinlik"isimli
şiiri başka bir yazıya konu olabilirdi.
Ben bir Amigo Orhan hayranı olduğum için bu konuda aşırı duyarlı olabilirim.Ama
grubumuzda hep akranlarım vardır ve 1960 lı yılların unutulmayanlarını hatırlayacaklardır.
Bildiğiniz gibi o günlerin bir başka unutulmayan ismi de Abdullah Gegiç'tir.Fenerbahçe'de
çalıştırıcılık görevine son verildikten sonra Eskişehirspor'a gelmiş ve Eskişehirsporun
parlak günlerini yaşatanlardan biri olmuştur.
Abdullah Gegiç halen 82 yaşındadır.Yugoslavya'da yaşamaktadır.Gegiç, Şubat ayında
davetli olduğu bir tören nedeniyle kısa süre için İstanbul'a geldi.Tören öncesinde
birkaç arkadaşımla birlikte kendisini ziyaret ettik.Yıllar sonra Gegiç'le tanışmak
ve konuşmak beni çok sevindirdi.Kendisine ne diyeceğimi şaşırdım."Hocam
sizi çok seviyoruz.."dedim.Hoca konuşmanın hemen başında "Amigo Orhan
nasıl?"diye sordu.Aradan 30 yıl geçmesine rağmen hemen Amigo Orhan'ın hatırını
sormuştu.Demek ki o da Amigo Orhan'ı çok sevmişti.
Tabii bu ifade ettiklerim Futbolun bizim görmek istediğimiz yönüdür.Dikkatli
baktığımız zaman Futbolun çok çirkin ve çok karanlık yüzünü de görebilecek yaştayız..
Sayın Pülür "Yıllarca Baba Hindi tekerlemesi Fenerbahçe tribünlerinin markası
olmuş..sonra unutulmuş" diyor.Acaba kendisi benden çok mu gençtir?Fenerbahçe
dışındaki takımlar ilgi alanı dışında mıdır?Bir de "Kimin çıkardığını bilemiyoruz.."diyor.Kimin
çıkardığını tarihçilere bırakalım.Ama Dünyada benzeri olmayanları zorla unutturmayalım.
Bir Baba Hindi...Hey Allah..
Olaydı şimdi......Hey Allah..
Pilavı da benden...Hey Allah
Kaşığı da benden..Hey Allah..
Es es es ki ki ki..Eski Eski Es....
Ateş Ülker (29.4.2006)
Sevgili Ateş
Bir zamanların görkemli Eskişehirsporunu da amigo Orhanı da unutmak mümkün değil
tabii.
"Bir Baba Hindi / Heeey Allah" tezahüratının Eskişehir taraftarı tarafından
kullanıldığını hatırlıyorum. Hatta Orhan santra yuvarlağına gelir ve yere çöker
sonra ayağa kalkarak tribünleri gök gürültüsü gibi bağırtırdı. Hafızam beni
yanıltmıyorsa benim de seyrettiğim bir milli maçta da görevli amigo olarak sahaya
çıkmış ve aynı tezahüratı yaptırmıştı. Ama Sezar'ın hakkını Sezara vereceksin.
Bu tezahürat şeklini icat eden bizim Sakarya oymağından Sarı Siyahlı ağabeyimiz
rahmetli Seha Erge'dir. Kendisini gerek izcilik yaptığım dönemlerde, gerekse
mezun olduktan sonra pilav günlerinde tanıdım. O zamanlar pilav günlerine izci
takımımız çıkardı. Seha ağabey her sene gelir kısa pantolonları çeker takımın
başında yer alırdı. Hasta bir Sarı Siyahlıydı, her zaman neşeli ve deli doluydu.
Çok gür bir sesi vardı. Baba hindi tezahüratını bizzat kendisi yazmış ve önce
Hasan Pulur'un yazdığı gibi Sakarya Oymağında sonra da hem okulun hem de İstanbulsporun
maçlarında uygulamış. Rahmetli babamla Yüksek Ticarette aynı sınıfta okumuşlar.
Babamın bana naklettiği bir anısı da var : Yüksek ticaretin voleybol takımı
o senenin şampiyon adayı olan çok güçlü bir başka üniversite takımıyla maç yapacak.
Ne sporcuların ne de öğrencilerin bir umudu yok. Bizim Seha ağabey bu işi kafaya
takıyor. Bir hafta tüm okulu dolaşıyor ve taraftar topluyor. Hafta sonu bütün
tribünler silme Yüksek Ticaretli. Maç başlar başlamaz "Baba Hindi"
tezahüratı da başlıyor. Kapalı salonda tezahürat müthiş ve karşı takım şokta.
O güne kadar böyle bir şey duyulmamış. Bocalıyor ve dağılıyorlar. Karşı takımın
sayı kaybettiğini gören Yüksek Ticarete de moral geliyor. O güne kadar maç vermeyen
ve daha sonra da başka yenilgi almadan şampiyon olan bu rakiplerini yenmeyi
başarıyorlar. Seha ağabey tüm seyircilerin omuzunda spor salonundan okula kadar
taşınıyor. Dediğim gibi bu olayı Seha ağabeyden değil babamdan dinledim. Olayın
tarihini tam bilemiyorum ama yaklaşık 1940-41 yılı gibi olmalı. Lakabı da "Babahindici
Seha" olan Sarı Siyahlı bu ağabeyimizin buluşunu başkalarına mal etme lütfen.
Babahindi tezahüratı daha sonra pek çok yerde ve zamanda kullanıldı. Tabii Eskişehirspor
da kullandı ama bu durum gerçek sahibini unutturmamalı. Hele bizden biri ise....
Sevgiler
138 Tekin Arcayürek (29.4.2006)
Bu vesileyle merhum Seha Erge abimizi saygıyla anıyor ve nur içinde yatmasını diliyorum.
Saygılar,
Erol Sayin'72 (15.12.2007)