Horoz ve Manyak Süha’nın kavgası :
SEvgili Süheyl , lastik sapan ile yaptığımız
portakal kabuğu savaşlarında senin bayağı nişancı olduğunu, çok kişinin ensesinde
portakal reçeli pişirdiğini hatırladım. Daha sonra su tabancası savaşları çıktı.
Herkes yağmurda kalmış sıçan gibi dolaşıyor. İdare sık sık arama yapıp sapan
ve su tabancalarını topluyor, ceza alanlar bile oldu. Benim plastik mataram
vardı, kapağını delip su tabancası gibi kullanıyordum. Hem cephanesi çok hem
daha uzağa ve bol su fışkırtıyor, hem de yakalanma tehlikesi yok. Sina xxxnoski
si benimle çok uğraşırdı. Öyle ki bir defasında O'nu idareye şikayet etmiştim.
Avukat babasını okula çağırmışlardı. Sıkı bir zılgıt yedi.
Su savaşları daha sonra sınıflar arası kavgaya dönüştü. Yanılmıyorsam, en çok
B şubesi ile didişiyorduk. Ancak akıllı davranmıştık; herkesin birbiri ile kavga
etmesi yerine, seçeceğimiz birer temsilcinin dövüşmesine karar vermiştik. Bizim
dövüşcümüz Horoz Bülent idi, onların ki ise manyak Süha dediğimiz 65'lilerden
sınıfta kalmış, okulun delisi, çevik, kuvvetli bir arkadaştı. Akşam yemeği teneffüslerinde
onlar ortada Horoz dövüşü yapar biz de arkalarında desteklerdik. Gerisini Bülent
anlatırsa daha yerinde olur. Umarım unutmamıştır. Yoksa Horoz adı da o dövüşlerden
mi kalmıştı. Ben Süha'yı hırpaladığını hatırlıyorum.
Tayfun Sayar (7.2.2007)
Sevgili Tayfun
Manyak Süha ile olan sözde kavgayi nasil unutabilirim? Insanlara hemen güvenmenin,
onlari samimi bir arkadas sanmanin ne kadar yanlis oldugunu bana hatirlatan
bir olaydir cünkü. Neden sözde kavga oldugunun da sebebini asagida acikliyorum..
Sacit Canlisoy (Gerade Sacit) aksam teneffüsünde sinifimizla parallel sube arasinda
savas oldugunu, saldiracagimizi söyleyip benim koluma girdi orta koridorda,
koridorun sonunda toplanmis olan diger sinifa dogru, beni yürütmege basladi.
Sacit ve ben önde, arkada bizim sinif koridorun bir tarafindan, karsi taraftanda
manyak Süha ve sinifi bir birimize dogru yaklasmaga basladik. Tam ögretmenler
odasinin önünde karsi karsiya geldik. Ben herkez karsi sinifa saldiracak, ortalik
bir birine girecek diye beklerken, bir de baktimki, iki sinifta bir daire olusturmus,
ortasinda ben ve Süha. Sacit ne zaman kolumdan cikti, ne zaman arkadaslarim
benden ayrildilar, anliyabilene ask olsun. Ama bir seyi anliyamamak imkansiz.
Ayni oyuna Süha da gelmis ve ikimizde ringe zorla cikartilan iki boksör gibi
karsi karsiya kalmisiz. Gerisini biliyorsunuz. Esref Sefik gibi mac anlatma
hüneri olan birisi varsa daha iyi anlatabilir tabi. Biz aslinda kesinlikle kavga
etmedik, bir tek sille bile vurmadik bir birimize, sadece bir birimizin üstüne
atlayip, iskalayinca da perende takla falan atip lakablarimizi korumaga calistik.
Hem neden Süha ile kavga edecektimki, onunla alip veremedigim hic bir sey yokdu.
Onunla sadece, ben senden daha iyiyim seklinde bir rekabetimiz vardi, ama bu
tam manasi ile sportmence idi.
Süha simdi nerede dir, ne yapiyordur, bir bilen varsa haber versin. Tekrar görüsmek
mümkün olursa cok sevinirim. En azindan mert bir cocuktu.
Bu olay bana birine güvenmeden önce onu iyice tanimak gerektigini, en ufak bir
ters taraflarini görüncede ona göre hareket etmek lazim geldigini ve öyle herkezle
"arkadas" olunamiyacagini gösterdi.
302 Horoz Bülent (8.2.2007)
Siz , Bülent'in kavga etmeyip ,show yapıyorduk
dediğine bakmayın. Süha 'ya bir kaç kroşe ve bir aparkat attığı bu gün gibi
gözlerimin önünde. O sıralar, ya boks çalışıyordu ya da anlattığı gibi sokak
dövüşcüsü olma özelliklerini kullanıyordu. Zaten bizlerden iri ve kuvvetliydi.
Biz de onunla övünüyorduk. Ancak bir defasında Süha'nın üzerine planjon yaptı,
Süha da O'nu üstünden uçurdu. Bülent bir kedi çevikliğiyle parende atıp, yeniden
Süha'nın karşısına dikilmişti. Artık yaş icabı hepimiz efendilik modundayız
ya, Bülent işi, biz sadece parende atardık, gibi yumuşak ifadelerle geçiştirmek
istiyor.
Tayfun Sayar (10.2.2007)
Sevgili Tayfun
Centilmenligine ve efendiligine hayran olmamak elde degil. Haklisin, Süha ile
kavgada ben sinirlenip üstüne baliklama atlamis idim, oda egilince tabii havada
ucar vaziyetde (?) kaldim. O perendeyi nasil atipda ayak üstüne düstüm, bilemiyorum.
Her halde o kadar seyirci önünde oldugumdan oldu.
Horoz lakabini Avusturya Lisesinden Kadir (katir) getirdi. Belkide orada cok
kavga ettigim icin takmislardi bu lakabi. Dogrusunu istersen bende bilemiyorum.
302 Horoz Bülent (10.2.2007)