Ulrich 'in diktiği gül:
9 -A sınıfındayız, ders Mathe. Ben fen derslerinde sınıfın iyilerindenim. Ulrich'den
8 ile 10 arası notlar alıyorum, beni seviyor. Öğle yemeği öncesi, son ders zil
çaldı ve ben refleks olarak zıpkın gibi ayağa kalktım. Ulrich'in arkası bana
dönük. Bir silahşör gibi döndü ve tokadı suratımda tabanca gibi patladı. Yine
refleks olarak zıpkın gibi oturdum. '' DERSİ ZİL DEĞİL, ÖĞRETMEN BİTİRİR ''
DEDİ. Yanağımda açan gülden çok şey öğrendim. İyi bir Fizik- Matematikçi olmamda
başta Gunter Ulrich olmak üzere Rudolf Horn, Herbert Best ( Allah rahmet eylesin
), Kublik, Hackenberg gibi hocalarımızın katkısı büyüktür.
Ulrich, kafaya tebeşir atar ve kolu kıvırıp Triseps adelesine yaramazlıktan
caydırıcı bir vuruş yapardı ama bu O'nun bilgisi ve çok iyi eğitimci olması
yanında katlanılabilir bir kusuru idi. Esat'a katılıyorum, O'nun yaşamını ve
psikolojisini düşününce bence mükemmel idi. ( 2. Dünya savaşını yaşamış, esir
düşmüş ve vücudu savaş yaralarıyla dolu bir gazi). Teknik eğitim yapmış olanlarımızın
hepsinin temelinde Ulrich'den önemli bir katkı vardır.
Oysa ben, Türk hocalarımızın bizi daha fazla hırpaladığını hatırlıyorum. Dazlak
(Nedim Erkut), Yakup Akpınar, Çömez Osman ( Berköz), Deli Adnan, Mayk ( Muammer
İlter) örnekleri. Ellerin dert görmesin Ulrich Hocam. Ayrıca bir eğitimci olarak
modern eğitim adı altında öğretmenlerin bütün caydırıcı özelliklerine ipotek
konulmasına karşıyım. Her sene ÖSS sınavlarında 30.000 civarında boş kağıt verilmesi
orta öğretimden ne kadar vasıfsız öğrenci yetiştirildiğinin bir göstergesi değil
mi ? İEL 'den vasat notlar ile mezun olanlar, kendinizin o günkü durumunu, şimdinin
iyi öğrencileri ile bilgi ve o senelerdeki sosyal uğraşlarınız açısından karşılaştırın.
Ne kadar daha iyi yetiştirilmiş olduğunuzu anlayacaksınız. Bana hak verirsiniz
diye düşünüyorum.
Tayfun Sayar(9.2.2007)